29.10.2013 00:00:00 Paylaş

29 EKİM, CUMHURİYET BAYRAMI. CUMHURİYETİMİZİN 90. YILI KUTLU OLSUN.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 90. yıldönümünü gururla ve kıvançla kutlamaktayız. 

Tüm vatandaşlarımızın eşit ve özgür olması temeline dayanan Cumhuriyetimizin dili, bayrağı, marşı ve başkenti ile temel nitelikleri hiçbir zaman tartışmaya açılamayacağı gibi, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü ilelebet korumak hepimizin asli görevidir. 

Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni, dil, din, ırk, inanç ve cinsiyet farkı gözetmeksizin toplumsal huzuru en üst seviyede yaşatarak, bölgesinde ve dünyada daha güçlü kılmak hepimizin vereceği ortak çaba, özveri ve hoşgörü ile mümkün olacaktır. 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, önünde uzanan aydınlık yolda, her zaman emin adımlarla ilerleyip, benimsediği evrensel ilkeleri muhafaza ederek, uygar dünyanın onurlu bir üyesi olmaya dün olduğu gibi bugün de devam edecektir. 

Cumhuriyet; Büyük Önderimiz Atatürk’ün eşsiz dehasının eseridir. Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün şehitlerimizi, gazilerimizi ve isimsiz kahramanlarımızı saygıyla anarım. 

Cumhuriyet, her şeyini kaybetmiş olan bir milletin ulusal bağımsızlığını kazanabilmek için giriştiği milli mücadelenin sonucunda elde ettiği büyük bir zaferin sonucudur. 

Bu nedenle yüce Türk Milleti, kendine emanet edilen Türkiye Cumhuriyeti’ni, huzur ve refah dolu yarınlara ulaştırmak için hiç şüphesiz ki el birliği ile çalışacak, Atatürk ilke ve devrimlerine her zaman ve her konumda sahip çıkacaktır. 

Cumhuriyetimizin 90. yılını kutladığımız bu günlerde, geleceğe büyük bir ümit, inanç ve gayretle yürümek azmi ve de kararlılığı içindeyiz. 

Vatanımızın bölünmez bütünlüğüne ve ulusumuzun birliğine her zamankinden de çok önem vermekteyiz. 

Bu duygu ve düşüncelerle, Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü ve de silah arkadaşlarını, canından aziz bildiği vatanı için kanlarını bu toprağa dökmüş şehitlerimizi rahmet ve minnetle bir kez daha anıyor, Cumhuriyet Bayramınızı en içten sevgilerimizle kutluyoruz. 

A. Zeki APALI 
TUREB Başkanı 

Yönetim Kurulu Üyeleri: Hakan Eğinlioğlu, Mehmet Ulusoy, Sami Yılmaz, Cenk Cengiz 
 

 

CUMHURİYET BAYRAMI'nın ANLAM ve ÖNEMİ: 

CUMHURİYET NEDİR? 

Cumhuriyet, hükümet başkanının, halk tarafından belli bir süre için ve belirli yetkilerle seçildiği yönetim biçimidir. Egemenlik hakkının belli bir kişi veya aileye ait olduğu monarşi ve oligarşi kavramlarının zıttıdır. 

"CUMHURİYET KELİMESİ" (Tarihsel Anlamı) 

Cumhuriyet kelimesi Arapça kökten 18. yüzyılda Osmanlı Türkçesinde türetilmiş bir isimdir. Arapça cumhur kökü "bir araya toplanma, topluluk oluşturma", bu kökten türeyen cumhūr ise "cemiyet, toplum, kamu" anlamına gelir. 18. yüzyıl Avrupa'sında monarşi ile yönetilmeyen Hollanda, İsviçre (ve 1789 Devrimi sonrasında Fransa) gibi ülkeleri tanımlayan Latince respublica ile Fransızca république sözcüğünün Türkçe çevirisi olarak benimsenmiştir. 

Latince res publica klasik kullanımda "kamusal olan" anlamındadır. Bir topluluğa onların birleştirmek suretiyle halk olma özelliğini kazandıran, kamusal nesne anlamına gelir. Bu hal monarşiye karşı, devlet başkanının halk tarafından seçildiği ve halk iradesince meşrulaştırıldığı devlet şekli anlamında kullanılmıştır. Osmanlı Devletinde cumhuriyet fikri ilk kez 1870'li yıllarda Genç Osmanlılar ve Mithat Paşa tarafından (açıkça savunulmaksızın) tartışılmıştır. 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ 

I. Dünya Savaşı bitiminde imzalanan Mondros'tan sonra İtilaf Devletleri tarafından İstanbul, İzmir ve diğer Osmanlı topraklarının işgali, Türk Ulusal Hareketi'ni ortaya çıkardı. Çanakkale Savaşı'nın (1918) öne çıkan isimlerinden biri olan Mustafa Kemal Paşa'nın, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkışı ile Misak-ı Millî sınırları içinde kalan ülke topraklarının bütünlüğünü korumayı amaçlayan Türk Kurtuluş Savaşı başlatıldı. 

23 Nisan 1920'de Büyük Millet Meclisi'nin Ankara'da açılmasıyla Ankara Hükûmeti, ülke topraklarındaki ikinci hükûmet olarak ortaya çıktı. Kurtuluş Savaşı'nda cephelerde kazanılan başarıların sonuncusu, Batı Cephesi'nde Yunanistan Krallığı'na karşı kazanıldı; cephedeki Türk kuvvetleri 9 Eylül 1922'de zafer elde etti. 11 Ekim 1922'de imzalanan Mudanya Mütarekesi ile Kurtuluş Savaşı'nın sonuna gelindi. Büyük Millet Meclisi, 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırdı ve altı asırdan fazla varlığını devam ettiren Osmanlı İmparatorluğu tarih sahnesinden silindi. 

24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması ile Misak-ı Millî'nin büyük bölümü gerçekleştirildi; yeni hükûmet uluslararası anlamda tanındı ve 29 Ekim 1923'te cumhuriyetin ilan edilmesi ile "Türkiye Cumhuriyeti" resmen kuruldu. Yeni devletin başkenti Ankara oldu. Lozan gereğince yapılan Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesi ile, Türkiye'deki 1.1 milyon Rum-Ortodoks ile Yunanistan'daki 380.000 Türk-Müslüman yer değiştirdi. 

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı olan Mustafa Kemal, birçok inkılap yaptı. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1934 yılında çıkan Soyadı Kanunu ile kendisine "Atatürk" soyadını verdi. 

II. Dünya Savaşı'nda Türkiye, uzun süre tarafsızlığını korudu ancak savaşın son aylarında, 23 Şubat 1945'te Müttefik Devletler'in yanında yer aldı. 26 Haziran 1945'te ise Birleşmiş Milletler'in kurucu üyelerinden biri oldu. II. Dünya Savaşı'ndan sonra Yunanistan'da çıkan komünist isyanının bastırılmasında karşılaşılan zorluklar ve Sovyetler Birliği'nin Türk Boğazları'nda askeri üs talep etmesi, Amerika Birleşik Devletleri'nin 1947'de Truman Doktrini'ni ilanıyla sonuçlandı. Doktrin, Türkiye ve Yunanistan güvenliğini sağlamayı amaçladı, askeri ve ekonomik destek sağlandı. Her iki ülke de 1948 yılında Avrupa ekonomisinin yeniden inşası için Marshall Planı ve OECD'ye dahil edildi, daha sonra 1961 yılında OECD'nin kurucu üyesi haline geldi. 

Kore Savaşı'na (1950–53) Birleşmiş Milletler kuvvetleri ile birlikte katılan Türkiye, 1952 yılında NATO'ya üye oldu. 15 Temmuz 1974'te Kıbrıs'ta gerçekleşen darbe ve yaşanan toplumlar arası çatışma, Türkiye'nin Garanti Antlaşması'nda kendisine verilen hakları kullanarak 20 Temmuz 1974'te adaya asker çıkarmasıyla sonuçlandı. 15 Kasım 1983'te adanın kuzeyinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu; ancak yalnızca Türkiye tarafından tanındı. 

‘ÇILGIN TÜRK’ TURGUT ÖZAKMAN ve CUMHURİYET: 

Cumhuriyetin Başlangıcının Fotoğrafını Şöyle Anlatır: 
Kanuni dönemindeki devlet, 300 yıl geride kalmış. Kaç zamandır yarı sömürge halinde, güçsüz bir devlet söz konusu. İdari, ekonomik, mali ve hukuki kapitülasyonlar sürüyor. Halk yurttaş değil, padişahın kulu. İlkel bir tarım toplumu, iflas etmiş bir maliye. Büyük bir dış borç, yarı ölü bir ekonomi. Cılız, küçük bir sanayi. Ağır sanayi neredeyse sıfır. Kişi başına düşen milli gelir, sadece 4 lira. Pencere camı bile ithal edilir durumda. Şeker de ithal ediliyor. Ana­do­lu buğdayı İstanbul’a taşınamadığı için, buğday Rusya’dan alınıyor. Ülkede 40 bin köye karşılık ebe sayısı 200 kadar. 0-2 yaş grubu çocuklarda ölüm oranı %60. Bütün imparatorlukta sadece 158 ortaokul ve lise, bir tane de medrese uzantısı bir üniversite var. Anadolu, çağdışı ilkel medreselerin elinde. Tüm liselerde okuyan kız öğrenci sayısı 230. 

Cumhuriyetin Devraldığı Miras: 
O dönemde bütün temel meslekler erkeklerin tekelinde. Kadının seçme/seçilme hakkı yok, yani yurttaş sayılmıyor. Kadınların toplumsal hayatları ve hakları da yok. Çok zorunlu hallerde sokağa ancak çarşaf ve peçeyle çıkabiliyor. Okur/yazar oranı erkeklerde yüzde 7, kadınlarda ise binde 4. Tüm yasalar, çağın gereklerinin gerisinde. Ülke birçok alanda ortaçağı, ortaçağ ilkelliğini ve baskısını yaşıyor. 

Cumhuriyetin en önemli amacı; “çağdaşlaşma” diye özetlenebilir. Cumhuriyeti kuran atalarımız, ortaçağı yenmedikçe aydınlanma, gelişme ve kurtuluş olamayacağını çok iyi idrak etmişlerdi. 

Cumhuriyetin En Büyük Başarıları: 
Cumhuriyetin en büyük başarılarından biri, demiryolları konusundadır. Cumhuriyet ilan edildiğinde, misak-ı milli sınırları içindeki demiryollarının uzunluğu, 4 bin 559 kilometreydi. Bu demiryollarını Alman, İngiliz ve Fransız şirketleri işletiyordu. Makinistler Rum ve Ermeni idi. İşletme dili Fransızca’ydı. Demiryolculuk Türklere kapalıydı. Milli Mücadele’de bu makinistler, silah zoru ile çalıştırılmıştır. 

Sakarya Savaşı başlamadan önce birkaç Türk makinist yetiştirildi. Ağır toplar Kars’tan Afyon’a 3 ayda getirilebildi. Elazığ’dan kırık bir uçak, Ankara’ya ancak 2 ayda ulaştırılabildi. Doğuya da, güneye de demiryolu yoktu. 

Cumhuriyet yönetimi ilk 15 yıl içinde, 4 bin 559 kilometrelik demiryolunu, Haydarpaşa ve İzmir liman şirketleriyle birlikte satın aldı. Demiryolcu yetiştirmek için okul kurdu. Bu konudaki birinci büyük başarı bunlardır. Böylece demiryolları milletin oldu. 

İkinci büyük başarı ise, demiryolu yapımıdır. Demiryolu Ankara ve Ulukışla’da sona eriyordu. Demiryolları 1927’de Kayseri, 1930’da Sivas, 1931’de Malatya, 1933’de Niğde, 1934’te Elazığ, 1935’te Diyarbakır, 1939’da, Erzurum’a ulaştı. Bunların her biri bir destandır. Ülkenin kuzeyi ile güneyi, doğusu ile batısı birbirine demiryollarıyla bağlandı. 

Anadolu gerçekten demir ağlarla örüldü. Ülke bütünlüğü sağlandı. Türkleri Anadolu’dan uzaklaştırmak isteyenlere karşı cumhuriyet demirden temeller attı. 1940 yılına kadar yapılan demiryollarının uzunluğu 3 bin 208 kilometredir. 

Atatürk Tipi Kalkınma Dünya'ya Örnek Oldu 
Fabrikalar dengeli bir şekilde Anadolu’ya yayıldı. Ankara ve İstanbul’da toplanmadı. Yabancı ekonomiciler, bu fabrikalara “Atatürk tipi fabrika” diyorlardı. Çünkü sadece fabrika yapılmıyor. Fabrika ile birlikte işçi ve memur lojmanları, kreş, revir, yemekhane, lokanta-gazino, konferans-tiyatro salonu ve spor alanları yapılıyor. Eğer yakında ilkokul yoksa, okul da yapılıyor. Toplantılar, piknik, spor karşılaşmaları düzenleniyor. Filmler gösteriliyor, tiyatro grupları geliyor. 

Atatürk tipi kalkınma, iki ayaklı bir kalkınma tipidir. Bir bilim adamının deyişi ile, topyekun kalkınmadır. Birinci ayak maddi kalkınma (fabrikalar, köprüler, yollar vb) ikinci ayak ise sosyo-kültürel kalkınmadır. (Eğitim, sanat, spor, medeni kanun vb.) 

Kalkınma hızımız, 1923-1938 arasında ortalama yüzde 10’du. Sanayileşme hızımız ise yüzde 19’du. Bu dünya rekorudur. Sanayileşmede Japonya’dan önde gidiyorduk. 

İlk denizaltımızın omurgası, 1937’de İstanbul’daki Taşkızak Tersanesi’nde kızağa konuldu. Cumhuriyet tarihini iyi bilirsek, birçok tartışma konuları sona erer. 

Doğru, gerçek tarihimizi öğrenelim, hakikate ihanet etmeyelim. 

Turgut Özakman kimdir? 

1 Eylül 1930 tarihinde Ankara'da dünyaya geldi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Bir süre avukatlık yaptı. Köln Üniversitesi Tiyatro Bilimi Enstitüsü'ne devam ettikten sonra Devlet Tiyatrosu'na dramaturg olarak girdi. Trt'de Merkez Program Daire Başkanlığı, Genel Müdür Yardımcılığı, Devlet Tiyatrolarında Genel Müdür Başyardımcılığı ve 1983-1987 yılları arasında Genel Müdürlük yaptı. 1988-1994 yılları arasında Radyo-Televizyon Yüksek Kurulu'nda üyelik ve başkan yardımcılığı görevlerinde bulundu. Uzun yıllar Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'nde (DTCF Tiyatro) kadrolu öğretim görevlisi olarak çalıştı ve Dramatik Yazarlık dersleri verdi. 28 Eylül 1998'de, üstün hizmetleri nedeniyle Anadolu Üniversitesi'nce, 2006 yılında Ege Üniversitesi'nce ve 2007 yılında, mezun olduğu ve uzun yıllar görev yaptığı Ankara Üniversitesi'nce 'Fahri Doktor' unvanı verilen Özakman, sayısız esere imza attı. Nisan 2002'de Eskişehir Belediye Başkanlığı, açtığı ikinci tiyatroya 'Turgut Özakman Sahnesi'adını verdi. 2006 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Özakman'a 'Üstün Hizmet Ödülü' verdi. 2005 yılında piyasaya sürülen , 50 yıla yakın bir sürenin emeği olan ve Kurtuluş Savaşı'nı romansı bir dille anlatan Şu Çılgın Türkler (Bilgi Yayınevi) adlı belgesel/romanı, Cumhuriyet tarihinin en çok satan kitabı oldu.Haftalarca çok satanlar listelerinde ilk sırada kaldı. 

Allah rahmet eylesin. 

Tüm Türk Milleti’nin Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun!