04.08.2014 00:00:00 Paylaş

İRO Üyelerini Bilgilendirme Duyurusu (04 Ağustos 2014)

İSTANBUL TURİST REHBERLERİ ODASI’NIN ÜYELERİNE İFŞA ETTİĞİ İÇ YAZIŞMA HAKKINDA

Tüm Rehber Kamuoyuna, 

01.08.2014 tarihinde İstanbul Turist Rehberleri Odası’nın Birliğimize ait bir yazışmayı bilgimiz ve iznimiz dışında sosyal medya ve internet üzerinden rehberlere/üyelerine bildirmesi, yazının yönlendirici ifadeler ve iyi niyetten uzak kaleme alınıp sunulması yanlıştır, en önemlisi de suçtur.

Yazışma içeriğinden anlaşıldığı üzere, gerek resmi makamlardan (Valilikler, İl Kültür ve Turizm Müdürlükleri) gerekse de TÜRSAB tarafından "Bölgesel Rehberlik Sertifika Programlarının" açılması talepleri sonucunda; Birliğimiz bir karar verme aşamasında iken, üyelerimiz olan Rehber Odalarının da fikirlerini almak suretiyle kararımızı temellendirmek niyetini taşımaktaydık. Odalarımızın görüşlerini almak, demokratik katılım ve çoğulculuk anlayışının tezahürüdür. Oda yöneticilerimiz kendi görüşlerini sunmak yerine, Birliğimizi ülkemizdeki rehber sayısını artırma amaçlı olarak kurs açma isteğindeymiş gibi lanse ederek  itibarsızlaştırma gayretlerine bir yenisini daha eklemiştir. 

Yeni kurs açılıp açılmaması konusundaki kararı, Oda yönetim kurullarının görüşlerini gözönüne alarak vermek, her sorumluluk sahibi meslek birliğinin temel amacı olmalıdır. Çünkü her bölgenin kendi özel koşulları ve sorunları vardır. Bu amaçla, İstanbul Turist Rehberleri Odası’nın da görüşüne başvurduk. Kendileri ise tamamen populist ve provakatif bir davranış sergileyip, sanki alınmış olan bir karar varmış gibi “yeni bir kurs açma programı” kararının güya sorumluluğunu taşımamak adına konuyu yönlendirici üst yazıyla sadece üyelerine değil tüm rehber kamuoyuna duyurma yoluna gitmişlerdir.

Tüm rehberlerimizin bilmeleri ve farkında olmaları amacıyla birkaç konuyu paylaşmak zaruri hale geldi ki, artık camiamız İRO yönetiminin bu tür çıkışları hangi amaçla yaptığını daha iyi anlayabilsin.

  • TUREB yönetiminin kendi kontrolleri dışında olmasını hala kabul edememişlerdir. Sultanahmet Camii’nde yaşanan rehber darp olaylarına İRO’nun duyarsız kalması nedeniyle tepki göstermek, rehberlerin yalnız olmadıklarını hissettirmek ve konuyla ilgili bir dizi görüşmeler yapmak için 23.06.2014 tarihinde İstanbul’da bulunacağımızı, herhangi bir programa katılmadan bir nev’i nezaket ziyareti olarak İRO’ya uğrayacağımızı bildirdiğimizde “uygun olup olmadığımızı sormadan geleceğiz diyorlar” mesajı gönderildi bizzat sayın başkanları tarafından. Başkan yardımcılarının cevabındaki iğneleyici ve kendini Kaf Dağı’nda gören ifadeleri ise rehberlere saygısızlık olarak gördüğümden yazmayacağım. Ben ve Birlik başkan yardımcısı Hakan Eğinlioğlu yine de yapıcı, birleştirici olmak adına tatlımızla birlikte odaya vardığımızda bizi İRO YK üyesi Sinan Ercan karşıladı. Kendi ifadesiyle yönetim kurulundaki 8 üyeden biri olduğunu, herhangi bir söz verip karar alamayacağını belirterek konuşmasına başladı. Biz de “herhangi bir söz veya karar için burada değiliz, ancak başkan veya yardımcısı olsaydı yaşanan sorunları yüzyüze konuşarak orta yol bulmaya, çözmeye çalışabilirdik” dedik. Sayın Ercan bu defa “burada bu yönetim olduğu müddetçe sorunların çözümü veya karşılıklı muhataplık konularında herhangi bir ilerleme olamayacağı, oda temsilcilerinin görüşmeye gelmemelerinin de bir şekilde Birlik yönetimine mesaj olduğu açık değil mi?” diyerek anlayışı yansıtmıştır.

Siz değerli rehberlere sorum şudur ki; ilk Olağan Genel Kurul’da sahte imza atılmasına aracılık ederek aday çıkarmaya çalışan, daha sonraki Olağanüstü Genel Kurul’da ise Hazirun listesine imza atmaya tenezzül etmeyen, oda başkanlarından oluşmasına Genel Kurulca karar verilen Temsilciler Meclisi Toplantılarının hiç birine katılmayan, bütün iyi niyetimizle yaptığımız diyalog çağrılarına cevap vermeyen ve davranışlarıyla “TUREB başkan ve yönetimini tanımıyorum” mesajı veren bir oda başkanına ne kadar daha müsamaha gösterilebilir; Birlik başkanının sabrı nereye kadar olmalıdır?

  • İRO yönetiminin TÜRSAB’la yaptığı “Denetim Protokolü” hakkında bırakınız üst Birliği kendi üyelerine dahi danışılmazken iç yazışmanın yönlendirici ifadeler ve kendi görüşleri ile birlikte verilmesi “Etik” olarak ne kadar doğrudur? Madem bir görüşünüz var, bize bildirin ki değerlendirmede kullanılsın ve daha sonra kamuoyu ile paylaşılacaksa bunu yazı sahibi tarafsız bir şekilde yapsın.
  • Yıllarca sanal (iyi niyet protokolüne bağlı, odalar ve derneklerin birlikte destek oldukları) TUREB başkanlığı yapmış, bunca yıllık yöneticilik deneyimi olan oda başkanının Kanun’da Birliğe verilen görevlerin yapılmasını geciktirecek şekilde Bakanlığa yazılar yazmasına ne demelidir? Birlik olarak veri tabanı oluşturnak ve Bakanlığın kullanımına sunmak görevimiz vardır. Eylül 2013 tarihinden itibaren odalarımızdan üyelerine ait kayıt örneklerini bildirmelerini isteyip bunun da yasal olarak yapılması zorunlu “Veri Tabanı” oluşturmada kullanılacağını belirttik. İRO tarafından konuyla ilgili bilgi ve veriler tarafımıza ulaştırılmadığı için Bakanlıktan sürekli yazılı olarak sorgulandık. Geçtiğimiz Nisan ayı içerisinde de Bakanlıkta bulunduğumuz bir anda deneyimli başkanın bu bilgileri Birliğe vermek istemediği, bunun yasal olarak doğru olmayacağı şeklindeki yönlendirici yazısı hakkında Bakanlıkta sözlü olarak bilgi sahibi olduk. Hemen ardından bilgilerin ulaştırılmaması durumunda hukuki girişimlerde bulunacağımızı yazılı olarak gönderdik ve Mayıs ortasına doğru bilgilerin elimize ancak ulaşabilmesini sağladık. İyi niyet bunun neresinde?
  • Çalışma Kartlarından Birlik adına yapılacak katkı payının olması konusunda ilk Olağan Genel Kurul’da bizzat sayın İRO başkanının görüş ve talepleri tutanaklardadır. Ancak, her ne hikmetse yine Nisan ayında Bakanlığa yazdığı bir yazı ile “Çalışma Kartlarından TUREB katkı payı talep etmekte, bunun mevzuata aykırı olduğu ve üyelerimizi mağdur ettiği düşüncesiyle yapılmaması gerektiğinin düşünüldüğü” şeklinde bir görüş sorulan yazısı olmuştur. Kendi üyelerine Çalışma Kartı başvurusu sırasında kağıt imzalatıp “Birlik adına alınacak katkı payının ödeneceği taahhüdünü” alan, daha sonra bunları tahsil edip üst kuruma aktarmayan kendileridir. Bu davranışlardaki amaç nedir?
  • Üst çatı örgütünü kendileri yönetecek düşüncesiyle 2013 yılı Nisan ayında İRO’nun bulunduğu binanın 1. katının kiralanması ve Birlik seçimlerinden sonra (18.07.2013) kullanılması teklifi bizzat kendilerinden gelmiş ve o günkü sanal TUREB üyeleri ve tarafımdan itiraz edilerek “henüz Birlik seçimleri yapılmadan bunun doğru olmayacağı, çünkü ilk Genel Kurul’da Birlik Merkezinin yerinin belirleneceği, dolayısıyla böyle bir girişimin TUREB Genel Kurulu’na ipotek koymak anlamına geleceği” belirtilmişti. Bütün bunlara rağmen orası tutuldu, Genel Kurul’da merkezin Ankara olması kabul edildi ve tutulan yer aylarca tadilat bahanesiyle bekletilip sonradan İRO’nun oraya taşınması gerçekleştirildi. Bu işlemin İRO’ya ek ne kadar maliyet getirdiği sorgulanmalıdır. Geçtiğimiz günlerde mali zorluklar yaşadığı gerekçesiyle çalışanlarının yarıdan fazlasını işten çıkaran bir yönetimin bankalardan krediler kullanmakta olduğu, odayı ciddi bir borç yükü altına soktukları bize ulaşan bilgilerden öğrendiğimiz gerçektir. Bunların gerçekçi, tatmin edici açıklamaları üyeleriyle paylaşılmadan Birliğin görüş sorma yazısının duyurulmasının nedeni bazı gerçekleri ört bas etmek midir? Ne yapmaya çalışmaktadırlar?
  • TUREB adına yıllardır fedakarlık yaptık ve yasa çıktıktan sonraki harcamalarımızı henüz kurulmamış Birlikten mahsup etmeyi amaçladık” düşüncesi ile kontrolleri dışına çıkan Birlik Yönetiminin iş ve işlemlerinin yavaşlatılması, geciktirilmesi ve hatta başarısız olması için bir gayret içinde olunmasının amacı nedir? Bu amaç kimlere, ne için hizmet edecektir? Birliğin aleyhine olacak bir gelişmenin rehberlerin lehine olmasına imkan var mıdır? Kanunun çıkmasından itibaren Birlik adına yaptıklarını iddia ettikleri harcamaların toplamı 140 bin TL civarındadır. Bunların içinde yasa gereği yapılan Genel Kurul Giderleri, Çalışma Kartları cihaz, ekipman vb giderler (faturaları yüksek olsalar da) elbetteki Denetim Kurulu ve dolayısıyla da Birliğimizce kabul edilmiştir -ki bu meblağ yaklaşık olarak 60 bin TL’dir-. Denetim Kurulu’nca kabul edilmeyen dolayısıyla Birlik yönetiminin de kabul edemeyeceği kısım ise bazı yüksek gider kalemlerinin, hiçbir sorumlu kişiye sorulmadan yapılması veya yapıldığını gösterir belgelerin konulmasıdır. Doğrudan Genel Kurul’a, yani siz rehberlerin seçtiği delegelere karşı sorumluluğu bulunan Denetim Kurulu’nun kabul etmediği harcamaların Birlik Yönetim Kurulu’nca kabulü beklenmiştir. Bunun neden mümkün olmadığı aşağıdaki kısa işleyiş açıklamasından net bir şekilde anlaşılacaktır.

Burada Birliğin yapısını kısaca özetlemekte yarar var. En büyük organ Genel Kurul’dur (Türkiye’deki bütün odaların üyeleri oranında delege gönderdikleri yapı). Genel Kurul’da yapılan seçimler neticesinde “Denetim Kurulu”; “Disiplin Kurulu” ve “Yönetim Kurulu” oluşur. Denetim ve Disiplin Kurulları doğrudan Genel Kurul’a karşı sorumludurlar. Yönetim Kurulu ise icraat merciidir. Denetim Kurulu’nun kabul etmediği bir şeyin Yönetim Kurulu’nca kabullenilmesi durumunda, Denetim Kurulu yapılacak ilk Genel Kurulda hesapların ibra edilmemesini isteyip, daha sonra da sorumluluk sahibi yöneticiler için mahkemelerde hesap verme durumu ortaya çıkacaktır. Şimdi hangi akla hizmet edip böyle bir hukuksuzluğa meydan verilmesi Birlik Yönetim Kurulu’ndan beklenmektedir?

Birlik yapılanmasını zora sokmak adına bunları gerekçe göstererek 2012 yılından -Kanuni zorunluluk olmasına karşın- borçtan ari mal varlıklarının % 20’sini seçim öncesi toplantıda 98 bin TL olarak bizzat kendileri beyan etmişler; seçim sonrası ise 73 bin TL’ye düşürülmüş  şekliyle yazılı bildirmişlerdir. Ardından 2013 yılı oda gelirlerinden Genel Kurul Kararı gereğince aktarmaları gereken % 15 için resmi bildirimde bulunmamışlar, sadece diğer odaların bu konudaki hesaplama yönteminin kendilerine bildirilmesi durumunda konunun değerlendirileceğini yazmışlardır. Mevzuata göre çok açık ve net olan ilgili maddeler hatırlatılmış ama ısrarla diğer odaların durumları sorularak görevlerini yerine getirmekten imtina etmişlerdir. Basit bir hesaplama ile Birlikten ulaştırılan 2013 yılı çalışma kartı sayısı 3.500 civarında, 500’den fazla da eylemsiz üyeleri olduğuna göre, herhangi başka bir geliri olmasa bile 110 bin TL civarı da bu yıla ait ödemesi gerekmektedir. Hem 2013 hem de 2014 yılı Çalışma Kartlarından aktarılması gereken Birlik Katkı Payları toplamı da 140 bin TL’yi geçmiş olup her geçen gün istenilen yeni kartlarla daha da artmaktadır. Mahsuplaşma olarak öne sürdükleri, işlemlerin ve ödeme şekillerinin sıkıntılı olduğunu gördüğümüz miktar ise sadece 80 bin TL civarındadır. İyi niyetli olunsa yapılan ziyarete iştirak edilir, konular yüz yüze görüşülerek bir orta yol bulunmasına çalışılırdı. Hattâ, üzerinde uzlaşılamayan miktar bir kenara bırakılır, konu çözümleninceye dek Kanuni yükümlülükleri olan miktar aktarılırdı. Buradaki amaç oda üyelerini korumak ise “Kanunun çıkarılması, Genel Kurullardaki kararların alınmasında bizzat etkin rol almış bir yönetici neden o zaman farklı düşünce ve düzenleme içine girmemiştir?” Öte yandan engeller çıkardığınız Birlik başka bir ülkenin rehber Birliği midir de bunları yapmaktasınız?

  • İstanbul’da yaptıkları bilgilendirme toplantılarında üst Birlikle olan ilişkileri gündeme getirildiğinde kendisini neredeyse Türkiye’deki rehberlerin yarısının başkanı olarak gördüğü, dolayısıyla da neredeyse TUREB’in de yarı başkanı sayılacağını ifade eden bir oda başkanı neyi hedeflemektedir?  
  • Birliğin yazışma şekil ve hızını utanmadan eleştiren bir yönetim, kuruluşunu tamamlayan Birliğin resmi yazışma trafiği ile iş ve işlemlerinin çok büyük artış göstermesine rağmen kendilerinin Birliğe karşı olan mali yükümlülüklerini yerine getirmemeleri sebebiyle Birlik merkez ofisinde ancak 4 personel ile çalışılmasına sebep olmakta ve daha fazla istihdam için Birliğin planlama yapmasına engel olmaktadır. Bunun neticesinde de rehberler aleyhine gecikme ve gelişmeler beklenmektedir ki mantık bunun neresindedir?
  • Şimdi yazımızı neden bu kadar uzun ve detaylı yazdığımıza gelelim ve kararı okuyucular ile rehber kamuoyuna bırakalım. Sultanahmet Camii’nde rehberlere yönelik hemen hemen her gün yaşanan ve neredeyse süreklilik kazanan “darp, sözlü taciz, sataşma, küfür vb” olumsuzluklar karşısında bir süredir hukuki zemin içerisinde ilgili tüm taraflarla yazışma ve görüşmeler yapmakta, sorunun çözümünü bulmaya çalışmaktayız. Maalesef 01 Ağustos günü bahsi geçen yerde bir rehberimize sataşma, bir diğerine saldırı ve darp olayı yaşanıyor. İlk haber, sosyal paylaşım platformlarına saat 16:15 gibi ulaşıyor; ardından yakınmalar, eleştiriler özellikle de İRO’nun kendi yetki alanında yaşanan bu olumsuzluklara duyarsız kalışına tepkiler çığ gibi artıyor… Aynı gün TUREB’in odalara yazdığı görüş yazısı sanki bu yönde alınmış veya kesinleşmiş bir karar varmış da İRO bunu önlemeye çalışıyormuş, rehberlerin yanında yer alıyormuş gibi yönlendirici ifadelerle belgeyi kendilerine ait haber platformuna servis ederken üyelerine de e-posta olarak gönderiyor. Böylelikle dikkatlerin Sultanahmet’te yaşanan olaylardan  kaçırılıp TUREB’e çevrilmesi hedefleniyor.
  • Servis edilen belge üzerindeki yorumlara bakıldığında üniversitelerin rehberlik bölümlerinden mezun olanların mağdur edildikleri anlayışında oldukları görülüyor. Halbuki YDS ve diğer yabancı dil sınavlarındaki barajı ilk önce 80’e yükselten, daha sonra Yönetmelik Taslağı çalışmasında bizim yönetimimizin 75’e düşürülmesi önerisine tepki gösterip “mümkün olsa 80 değil 90’a çıkarılmalı” deyip Genel Kurul salonunu terkederek balık restorana gidenler yine onlardı. Hakaretin, küfrün bini bir para olarak Genel Kurulda çalışma yapan delegelere bu konuda dönüş olmuştu. Şimdi hangi iyi niyetten, öğrencilere kucak açmaktan bahsediyorlar acaba?

Bu samimiyetsiz ve tamamen Birlik yönetimini yıpratma amaçlı davranışları kınıyor; tüm duyarlı Rehber kamuoyunu İstanbul Turist Rehberleri Odası’ndaki bu garip yönetim anlayışını görmeye davet ediyoruz.

 Saygılarımızla,

                                                                                                                  A.Zeki APALI

                                                                                                                 TUREB YK adına